Hollanda Bisikletlerin, Peynirin ve Lale Tarlalarının Ülkesi
Hollanda'ya ilk gittiğimde aklımda tek bir soru vardı: "Bu gerçekten oldu mu?" Bütün o vize sürecini, belgeleri, randevu telaşını kendi başıma atlattım ve şimdi Amsterdam'ın kanalları önünde duruyordum. O an hissettiğim şeyi tarif etmek hâlâ zor.
Hollanda'yı önceden araştırırken "her yer bisiklet yolu" dediklerinde tam anlamamıştım. Gerçekte gidince anladım: bisiklet orada bir ulaşım aracı değil, bir yaşam biçimi. Sabah 7'de işe giden, çantasında çocuğu olan, yağmura aldırmadan pedal çeviren insanlar. Şehrin temposu buna göre kurulmuş.
"Amsterdam'da kaybolmak en güzel keşif yöntemi. Her köşe başında seni bambaşka bir kanal, bambaşka bir kafe bekliyor."
Gezilecek Yerler
Amsterdam merkezi beklenenden küçük. Yürüyerek gezebilirsin çoğunu. Rijksmuseum, Van Gogh Müzesi, Anne Frank Evi hepsi birbirine yakın. Ama müzelere önceden online bilet al, yoksa saatlerce kuyrukta beklersin.
Hollanda'nın gizli hazinelerinden biri peynir kültürü. Gouda şehrinin peynir pazarı (Cuma sabahları, Nisan-Ağustos) Hollanda'nın en özgün deneyimlerinden biri. Lale tarlalarına gelmişken: Keukenhof bahçeleri yalnızca Mart ortası-Mayıs sonu arası açık giriş biletini çok önceden al.
Mutlaka Yapılacaklar
- Rijksmuseum önceden bilet şart, içi inanılmaz
- Van Gogh Müzesi en eksiksiz Van Gogh koleksiyonu
- Anne Frank Evi duygusal ama mutlaka görülmeli
- Zaanse Schans sabah 9'dan önce git, turistsiz
- Keukenhof sadece ilkbaharda açık, bilet önceden
- Gouda peynir pazarı Cuma sabahı, Nisan-Ağustos
- Kinderdijk değirmenleri UNESCO listesinde
- Jordaan semti en yerel, en sakin Amsterdam köşesi
- Vlaamse frites (patates kızartması) mutlaka dene, üzerine satésaus veya mayonez
- Stroopwafel taze olanını pazardan al, sıcak kahvenin üstünde eritip ye
Yemekler ve Tatlılar
Hollanda'da yemek kültürü sandığından çok daha zengin ve en çok konuşulması gereken şeylerden biri patates kızartması. Orada patates adeta bir kült. Sokaklarda "Vlaamse frites" ya da halk arasında "patatje" olarak bilinen bu kızartmalar kalın kesilmiş ve iki kez kızartılmış oluyor. Üzerine bolca mayonez, yer fıstığı sosu (satésaus) ya da ikisinin birlikte döküldüğü meşhur "patatje oorlog" tercih ediliyor. Amsterdam'daki Vlaams Friteshuis Vleminckx gibi küçük dükkanların önündeki kuyruğu görünce neden bu kadar ünlü olduğunu hemen anlıyorsun.
Tatlılar arasında ise şüphesiz başrol stroopwafel'de yani bizim "straw waffle" diye bildiğimiz o ince şurup dolgulu waffle'da. İki ince gofretin arasına sıcak karamel şurubu sıkıştırılıyor. Bunu sıcak bir kahvenin ya da çayın üzerine koyup şurubun biraz erimesini beklemek Hollanda'nın en keyifli küçük ritüellerinden biri. Gouda ve Amsterdam pazarlarında taze taze hazırlananlarını mutlaka dene; marketten alınan paketli olanlarla kıyaslanmaz. Bunun yanı sıra poffertjes (minik kabarık pankekçikler), bitterballen (çıtır kızarmış etli köfteler) ve haring (çiğ ringa sandvici) de denenmesi gereken lezzetler arasında.
Pratik Bilgiler
| Para Birimi | Euro (€) kart her yerde |
| Dil | Hollandaca, İngilizce her şeyi çözüyor |
| Günlük Bütçe | 60-100 € / 120-180 € (otel) |
| Uçuş | ~3-3.5 saat, direkt uçuşlar var |
| Vize | Schengen C VFS Global |
| Kaç gün? | Amsterdam 3-4 gün; ülke 7-10 gün |
Gülsüm'ün Notu
Hollanda benim "yapabilirim" dedirten ülkem oldu. Vizeyi kendim aldım, planı kendim yaptım, gittim, döndüm üstelik Almanya'ya da geçiş yaptım. Eğer ilk Schengen seyahatin için ülke arıyorsan Hollanda harika bir başlangıç.