Plovdiv Eski Şehri: Avrupa'nın Sürekli Yerleşimli En Eski Şehri
Plovdiv (UNESCO) — Avrupa'nın 6.000 yıllık sürekli yerleşimli en eski şehri. Roma tiyatrosu, Bulgar Rönesans konakları, Kapana mahallesi.
İçindekiler
Gözlerinizi kapatın ve aynı anda hem Antik Roma'da hem Osmanlı döneminde hem de 19. yüzyılın romantik Avrupa'sında dolaştığınızı hayal edin. İşte Plovdiv (Türkçe adıyla Filibe) tam olarak böyle bir yer. UNESCO'ya göre kesintisiz yerleşim görmüş Avrupa'nın en eski şehri olan Plovdiv, tam 6.000 yıllık devasa bir tarihi omuzlarında taşıyor. Yedi tepe üzerine kurulu bu eşsiz şehir; Trakyalılar, Makedonlar, Romalılar, Bizans, Osmanlı ve modern Bulgaristan'ın kültürlerini taş döşeli dar sokaklarında bir açık hava müzesi edasıyla sergiliyor.
Antik Roma Tiyatrosu'nda Zaman Yolculuğu
Plovdiv'in tartışmasız en büyüleyici yapısı, 2. yüzyılda İmparator Trayan döneminde inşa edilmiş olan Antik Roma Tiyatrosu'dur. İlginçtir ki bu görkemli yapı, 1972 yılında yaşanan bir toprak kaymasına kadar tamamen toprağın altında gizli kalmıştı! 7.000 kişi kapasiteli bu antik tiyatro, günümüzde sadece bir kalıntı değil; yaz aylarında opera, klasik müzik konserleri ve Plovdiv Sanat Festivali'ne ev sahipliği yapan yaşayan, nefes alan bir performans merkezidir. Sahnenin arkasında yükselen Rodop Dağları manzarası, izleyicilere unutulmaz bir atmosfer sunar.
Eski Şehir (Stari Grad) ve Tarihi Konaklar
Arnavut kaldırımlı sokaklarda yokuş yukarı yürürken karşınıza çıkan 18. ve 19. yüzyıl Bulgar Uyanış Dönemi (Rönesans) konakları, şehrin en fotojenik noktalarıdır. Renkli cepheleri, karakteristik cumbaları ve içlerindeki ince ahşap oymacılığıyla bu yapılar adeta masallardan fırlamış gibidir. Ünlü Fransız şair Alphonse de Lamartine'in 1833'te konakladığı Lamartine Evi, gösterişli Balabanov Evi ve Hindlian Evi, dönemin zenginliğini gözler önüne serer. Çoğu günümüzde müze veya sanat galerisi olarak hizmet vermektedir (Girişler genellikle 5-8 Leva civarındadır).
Nebet Tepe'den Plovdiv'e Bakış
Eski şehrin en yüksek noktası olan Nebet Tepe, M.Ö. 5. yüzyılda Trakyalıların şehri ilk kurduğu yerdir. Yorgunluk hissettirmeyecek 15 dakikalık kısa bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz bu tepe, özellikle gün batımında tüm Plovdiv'i kızıla boyanan gökyüzü eşliğinde izlemek için muazzam bir panoramik manzara sunar.
Kapana: Şehrin Genç ve Sanatçı Ruhu
Tarihi atmosferden biraz sıyrılıp şehrin nabzını tutmak isterseniz istikametiniz Kapana mahallesi olmalı. Bulgarca "tuzak" anlamına gelen bu bölge, eski pazar yerlerinin labirent sokaklarından oluşuyor. Günümüzde ise baştan aşağı yenilenerek hipster kafeler, küçük butik bira evleri, sanat atölyeleri ve rengarenk sokak sanatlarıyla Plovdiv'in en havalı ve dinamik mahallesine dönüşmüş durumda.
Türk Gezginler İçin Pratik Bilgiler
- Schengen Vizesi: Bulgaristan tam Schengen üyesidir. Plovdiv'i ziyaret edebilmek için bordo pasaportlu Türk vatandaşlarının geçerli bir Schengen vizesi alması zorunludur. Ülke vizesiz DEĞİLDİR. (Detaylar için Schengen Vizesi yazımızı inceleyebilirsiniz).
- Konaklama Önerisi: Plovdiv bir günde hızlıca gezilebilse de, eski şehrin o mistik akşam atmosferini hissetmek ve Kapana'da keyifli bir akşam geçirmek için kesinlikle 1 gece konaklamaya değer. Butik oteller hem çok şık hem de fiyat/performans açısından oldukça başarılıdır.
- Ulaşım: Sofya'dan Plovdiv'e ulaşım çok kolaydır. Trenle yaklaşık 2,5 saat (~10 Leva), otobüsle ise 1 saat 45 dakika sürer. Eski şehrin tamamı yaya bölgesidir ve taş yollar nedeniyle topuklu veya ince tabanlı ayakkabılardan kaçınılmalı, rahat yürüyüş ayakkabıları tercih edilmelidir.
- Yemek Kültürü: Şehirde enfes Balkan köfteleri, taze süt ürünleri ve harika şaraplar bulabilirsiniz. Bulgar mutfağı Türk damak tadına çok yakın olduğu için yemek konusunda hiçbir yabancılık çekmeyeceksiniz.
- En İyi Ziyaret Sezonu: Mayıs, Haziran ve Eylül ayları en ideal dönemdir. Temmuz ve Ağustos aylarında hava sıcaklıkları 35°C'nin üzerine çıkabildiğinden yokuşlu sokakları gezmek yorucu olabilir.
Bu yazı faydalı oldu mu?
Teşekkürler, geri bildirimin kaydedildi. 🙏