Mons (Felemenkçe Bergen), Wallonia'nın güneybatısında 95.000 nüfuslu küçük bir şehir. NATO Avrupa karargâhı 1967'den beri burada bulunuyor; bu yüzden şehir uluslararası bir ruha sahip ama turistik olarak hâlâ sakin. Brüksel'den 50 dakika trenle ulaşılır. UNESCO Dünya Mirası listesinde Mons'un iki ayrı eseri var: Belfort ve Doudou Festivali. Bir şehir için fazlasıyla iddialı.

Belfort: Belçika\'nın Tek Barok Çan Kulesi

Belçika ve Fransa'da 56 ayrı çan kulesi UNESCO listesinde; tarihsel olarak şehirlerin bağımsızlık ve özyönetim sembolüydüler. Bunlardan tek biri tamamen barok tarzda inşa edilmiş: Mons Belfort. 1661–1672 arasında yapımı tamamlandı; 87 metre yüksekliğinde, soğan kubbeli tepesi şehrin neredeyse her yerinden görünür. Çevredeki gotik veya geç gotik çan kulelerinden bambaşka bir mimari dile sahip.

İçeride 49 zilin oluşturduğu bir karyon sistemi var. Belçika'nın en zengin çan setlerinden biri sayılıyor; Pazar günleri öğle saatinde halka açık konser veriyor. Kuleye 365 basamakla çıkılır (her gün için bir basamak; tesadüf değil, mimar bilinçli yapmış). Yukarıdan Mons'un kiremit çatıları, Plaza meydanı ve uzakta NATO karargâhının çatısı görünüyor. Bilet ~5 €.

Sainte-Waudru: Geç Gotik Şaheser

Şehrin diğer tarafında, kraliyet düğünleri ve resmi törenler için yapılmış görkemli bir kilise: Collégiale Sainte-Waudru. 7. yüzyılda yaşamış aziz Waltrude'a (Felemenkçe Waudru) adanmış; gerçek bir aristokrat hanım, evlendiği halde manastıra kapanmayı seçmiş, mucizeleri ve hayır işleriyle tanınmış. Ölümünden sonra Mons'un koruyucu azizi olmuş.

Bugünkü Geç Gotik kilise 1450–1691 arasında inşa edildi. Geleneksel ortaçağ gotiğinden farkı: dik yükselen sütunlar yerine daha dengeli proporsiyonlar, geniş yan nefler, çok sayıda yan şapel. İçeride en önemli eserler 16. yüzyıl heykeltıraş Jean Du Bret'in çalışmalarıdır — Tournai mermerinden yapılmış 16 figür, her biri bir azizi temsil ediyor. Aziz Waudru'nun lahti kilisenin merkezinde, gümüş işlemeli; her yıl Doudou Festivali sırasında bir günlüğüne sokağa çıkarılır.

Doudou: Avrupa'nın En Garip Festivali

UNESCO'nun Mons için listelediği ikinci miras: Doudou Festivali — resmi adıyla Ducasse de Mons. 1352'den beri her sene Trinity Pazar'ında (Mayıs sonu - Haziran başı) düzenleniyor; UNESCO listesindeki "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" kategorisinde. Festival temelde iki kısımdan oluşuyor:

Sabah Procession: Sainte-Waudru'nun gümüş lahdi 600 yıllık altın araba (Car d'Or) ile şehir sokaklarında geziliyor. Kilisenin önündeki yokuştan yukarı çıkarken arabanın "kayıp" düşmesi yıl boyu kötü şans işareti — 1972, 2003 ve 2018'de düştü. Halk binlerce kişi olarak araba etrafında toplanır, halat çekerek yardım eder.

Öğleden sonra Lumeçon: Aziz Yorgi'nin ejderhayı yendiği savaşın kostümlü canlandırması. Plaza meydanında 250.000 kişi arasında. Gerçek bir kavga gibi: Yorgi atlı, ejderha 12 metre uzunluğunda, kuyruğunda atlı askerleri savuran üç tüy. Halk arasındaki gelenek: ejderhanın kuyruğundan tüy yakalayan kişi yıl boyu şanslı. Bu yüzden binlerce insan kuyruk geçtiği yere doğru hücum eder; her yıl birkaç yaralı kaza olur.

📍 KonumGrand-Place, 7000 Mons
🏛️ Belfort1661–1672 (Barok)
🎟️ Belfort Bileti~5 €
🚆 Brüksel'den50 dakika (direkt tren)

Van Gogh ve Mons

Az bilinen ama meraklılar için önemli bir ayrıntı: Vincent Van Gogh 1879–1880 arasında Mons'a 10 km uzaktaki Cuesmes köyünde yaşadı. Henüz ressam değildi; rahip olmaya çalışıyor, kömür madencileri arasında misyonerlik yapıyor, sefil koşullarda yaşıyordu. Bu dönemde ilk profesyonel resimlerini yaptı — daha sonra ünlenecek karanlık paletini ve madenci portrelerini burada keşfetti.

Yaşadığı küçük taş ev bugün Maison Van Gogh adıyla müze olarak hizmet veriyor (~5 €). Onun gerçek mektupları, ilk eskizleri, dönemin madenci giysileri ve bölgenin coğrafi bağlamını anlatan bir sergi var. Van Gogh tutkunları için Avrupa'da nadir bulunan bir hac yeridir; çoğu kişi Hollanda'daki müzelerini biliyor ama Belçika'daki başlangıç noktasını atlıyor.

Lokal Yemek ve Bölge

Mons'ta yöresel yemek olarak Carbonade Flamande (sığır eti, koyu birayla yavaş pişirilmiş) ve Stoemp (patates ve sebze püresi) klasikler. Tatlı için "Tarte al Djote" bölgenin imzası: pancar yapraklı, peynirli sıcak tart.

Şehrin bir başka cevheri: Maison Losseau, 1900'lerin başında art nouveau tarzında yapılmış burjuva evi. Belçika'nın en güzel iç dekorasyonlu evlerinden biri sayılıyor; 2014'te restorasyondan sonra müze olarak açıldı. Daha az ziyaret edilen ama mimari sevenler için unutulmaz bir durak. Mons'tan günübirlik olarak Beloeil Şatosu'na (30 km) gidilebilir; "Wallonia'nın Versailles'ı" denilen 1.000 odalı barok saray, 800 yıldır de Ligne ailesinin elinde.

Belçika tarihi mekanları için vize

Mons, Tournai ve Bouillon dahil Wallonia gezisi için doğru başvuru — Yurt Dışı Pusulası uzmanlarına bırakın.

Hemen Randevu

Bu yazı yardımcı oldu mu?

Bu yazıyı paylaş